Kısa ve Anlaşılır Salt Bilgi İçerir.
KANSERE KARŞI BILDIRCIN YUMURTASI
Tavuk yumurtasından farklı olan ve sağlığa yararları saymakla bitmeyen bıldırcın yuvası ile ilgili merak edilen soruları İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr.M.Nafiz Karagözoğlu yanıtladı.
Bıldırcın yumurtası neden önemlidir?
Bıldırcın yumurtası 10-12 gram ağırlığındadır.
Bu dişi bıldırcın ağırlığının yaklaşıkyüzde 8’idir. Halbuki tavukda bu oran yüzde 3’tür ve hindilerdeki yüzde 1 ile karşılaştırıldığında oldukça yüksektir.
Sağlıklı olmak için ihtiyaç duyduğumuz birçok madde içermektedir.Bunlar bol miktardaki faydalı iz elementler ve vitaminlerdir. Besleyici değeri tavuk yumurtasından 3-4 kez daha yüksektir.
Bıldırcın yumurtasının içeriğinde neler bulunur? Tavuk yumurtasından farkı nedir?
Bıldırcın yumurtası 158 cal enerji içerir.
Bıldırcın yumurtası yüzde13 protein içerir, tavuk yumurtası ise yüzde 11 protein içerir.
Bıldırcın yumurtası 140 Mikrogram B1 içerir tavuk yumurtası 40 mikrogram B1 vitamini içerir.
Bıldırcın yumurtası 2 kat vitamin A ve B2 ihtiva eder.
Ve yine 5 kez daha fazla demir ve potasyum bulunur.
Bıldırcın yumurtası ayrıca fosfor ve kalsiyum yönünden zengindir.
Gebelik açısından tavuk yumurtasına göre avantajları var mı?
Aslında evet diyebiliriz.Çünkü daha az hacimde daha çok vitamin ve mineral içerir.Ayrıca gebelikte artan demir ve mineral ihtiyacı düşünüldüğünde daha pratik bir gıda olduğu anlaşılıyor.Bununla beraber yapılan gıda değişikliklerinin takip edildiğimiz doktorumuz ve gereğinde Diyet Uzmanımızın bilgisi dahilinde yapmak doğru olacaktır.
Çocuklar için durum nasıl?
Mevcut içeriği nedeniyle besleyici değeri yüksek, büyüme ve gelişmeye katkısı yeterli, alerjik potansiyelinin azlığı hatta vücuttaki alerjik tepkilerin azaltılmasını sağlayan özellikleri nedeniyle değerli bir gıda diyebiliriz.
Yumurta denilince aklımıza “Kolesterol” ve “Kolesterol korkusu” geliyor.Bıldırcın yumurtasında durum nasıl?
Aslında durum çok farklı. Bıldırcın yumurtası kötü kolesterol (LDL) içermez.Faydalı kolesterol yani iyi,koruyucu kolesterol olarak bilinen(HDL) açısından oldukça zengindir.Türkiye'de genel olarak iyi,koruyucu kolesterol olarak bilinen(HDL) ortalaması düşük olduğundan bu yumurtanın önemi farklı hale geliyor. Yaşlı insanlar da bu yumurtayı rahatlıkla yiyebilirler.
“Bıldırcın Yumurtasının” sağlık açısından bilinen diğer faydaları nelerdir?
-Sindirim sistemi düzensizliklerinden olan gastiritis, mide ülseri ve duodenal ülserin düzelmesinde etkilidir.
-Hemoglobin düzeyini arttırarak ve toksinleri ve ağır metalleri kandan uzaklaştırarak anemi (kansızlık) tedavisine yardım edebilir.
-Tüberküloz (verem), bronşiyal astım, diyabet ve damarsal gerginliğin tedavisine yardımcıdır.
-Güçlü bir anti kanser etkiye sahiptir ve kanserojen gelişmeyi durdurmaya yardım eder.
-Karaciğer, böbrekler ve safra kesesindeki taşların atılıp yok edilmesine yardım eder.
-Kalp kasının güçlenmesine ve kan dolaşımının hızlanmasına yardım eder.
-Hafızayı güçlendirir, beyin aktivitesini yükseltir ve sinir sistemini düzenleyebilir.
-İmmun sistemi güçlendirerek, organların yaşlanmasını yavaşlatır.
-Deri rengini düzeltip saçların gür ve parlak olmasını sağlar.
Diyabet bunama riskini artırıyor
METASTAS NEDIR?
Belli bir dokuda türeyen kanser hücresinin, paketcikler halinde diğer dokulara sıçrayıp o dokuda, kendi geldikleri ve de ait oldukları dokunun ozelliklerine yakın olarak oluşturdukları kanser dokusu.
Örneğin; Akciğer'de oluşan kanser dokusundan kopan bir parça beyne sıçradığı takdirde, beyinde yer edinip tümör ya da kist oluşturursa bu beyin kanseri şeklinde nitelenemez, beyine işlemiş akciğer metastasıdır şeklinde ifade edilir.
Renkli Doppler Ultrasonografi
Sesin hareket eden yapılardan yansırken frekans değişikliği göstermesi temeline dayanan bu yöntem ile damarsal yapılardaki akım incelenir.
Akım bilgisi,akımın transdusere olan ve yönü ve hızına göre renklendirilip, B-Mod denilen gri skaladaki damar görüntüsünün içine yerleştirilirse renkli Doppler görüntüleme elde edilir.
Grafik şeklinde Doppler spekturumu kullanılarak akım hızları ölçülür, akım tipleri saptanır.
DOPPLER ULTRASONOGRAFİ İLE HANGİ İNCELEMELER YAPILIR?
Arteriyel (atardamar) ve venöz (toplardamar) yapıların incelenmesinde (örneğin boyun damarları-karotis ve vertebral arterler,ekstremite-kol, bacak -arter-venleri, böbrek arterleri, karaciğer ve portal sistem vb);skrotumda varikosel araştırmasında;meme, testis, tiroid, paratiroid, lenf bezleri ve yumuşak doku gibi yüzeyel yapılar ile parankimal organlarda oluşan tümoral ve iltihabi oluşumların damarlanmasının incelenmesinde kullanılır.
Damarsal yapılarda tıkanıklığı, venöz kapak yetmezliğini, renal arter stenozunu saptanmasını sağlar.
Gebelikte 20.haftadan itibaren umbilikal arterde ve fetal organlarda yapılan Doppler incelemeleri fetusta gelişme geriliği veya fetal distress olup olmadığı hakkında bilgi verir.
Jinekolojik tümörlerde transvaginal olarak yapılan Doppler incelemesi tümörün iyi veya kötü huylu olup olmadığı hakkında bilgi verir.
Ektopik gebelik (dış gebelik), over torsiyonu hakkında bilgi verir.
Transplante organlarda perfüzyonun değerlendirilmesini sağlar.
Kist Dermoid Sakral Nedir?
Pilonidal Sinüs - Kıl Dönmesi -Kist Dermoid Sakral
Embiryonel dönemde omurga oluşurken dış katman içe kıvrılıp omurgayı oluşturduktan sonra birbirinden ayrılır. Bu ayrılma sırasında iki tabakanın birbirine en yakın olduğu nokta olan sakrumda (kuyruk sokumu bölgesi) küçük bir kist oluşur. Derinin bütün katmanlarını içeren bu kist ileride aktive olarak pilonidal sinüsü oluşturur. Diğer bir güncel görüş ise dökülen kılların deriye gömülmesi sonrası ortaya çıkan reaksiyon sonucu kistin oluştuğu yönündedir.
Yaş ilerledikçe özellikle adolesansda (buluğ çağı) kıllanmanın başlaması ile kist içinde de kıl ve deri salgıları birikebilir. Bu kistin ortaya çıkmasında en önemli nedendir. Bu nedenle sıklıkla gençlerde görülür. Ayrıca uzun süre sert zeminde oturma yada tekrarlayan travmalar da kisti aktive edebilir.
Tedavisi nasıldır ?
Pilonidal sinüsün tedavisi kistin cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Çeşitli kist içini kazıma, ilaçla temizleme v.s. yöntemlerden bahsedilse de sonuçlar yeterince iyi değildir.
Cerrahi teknikte üç ana yöntem vardır:
1. Yöntem: Kistin çıkarılması ve yaranın açık bırakılması (açık yöntem)
2. Yöntem: Kistin çıkarılması ve yaranın karşılıklı dikilmesi (primer kapama)
3. Yöntem: Kistin çıkarılması ve yaranın yan taraftan çevrilen deri parçası ile kapatılması
Minimal invaziv cerrahi nedir?
Minimal invaziv cerrahi
Karın ön duvarında açılan 0,5-1 cm’lik kesilerden yerleştirilen kamera ve el aletleriyle yapılıyor. Fıtıktan kalp ameliyatlarına kadar birçok alanda kullanılan bu yöntem, hastanın daha çabuk iyileşmesini sağladığı gibi bazı ameliyatlarda daha da başarılı sonuçlar elde edilmesine olanak veriyor. Türü ne olursa olsun her ameliyat bir travmadır. Bu travmanın şiddeti yapılacak ameliyata ve kullanılacak tekniğe göre değişir. Ameliyat için açılan yaranın genişliği arttıkça, hastanın hastanede yatış ve iyileşme süreci uzar. Bunların üzerine ameliyat sonrası gerçekleşebilecek enfeksiyon riski de eklendiğinde, iyileştirmek için yapılan cerrahi girişimin kendisi hasta için sıkıntı haline gelebilir. Açık cerrahiye ait bu dezavantajlar, “minival invaziv cerrahi” olarak adlandırılan ve açılan küçük deliklerden gerçekleştirilen yeni bir cerrahi tekniğin geliştirilmesine yol açtı. İlk kez kadın doğum uzmanları tarafından uygulanmaya başlanan minimal invaziv cerrahinin, genel cerrahlar tarafından daha etkin olarak kullanılması sonucu ‘80`lerde popüler oldu. Kadın doğumcular ve genel cerrahların ardından kalp ve damar cerrahları ve diğer cerrahi branşlar da minimal invaziv cerrahiyi, açık cerrahiye bir alternatif olarak uygulama alanlarına aldılar. Minimal invaziv cerrahinin de, açık cerrahideki temel prensiplerle yapıldığını söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Kemal Raşa, iki teknik arasındaki en önemli farkın minimal invaziv girişimin küçük deliklerden yerleştirilen kamera ve el aletleri aracılığıyla yapılması olduğunu ifade ediyor.
Minimal invaziv Nasıl Yapılır?
Minimal invazif cerrahide ameliyat edilecek organlar yerleştirilen kamera ile ekrandan görünür hale getiriliyor ve ameliyat ekrandaki görüntülerle gerçekleştiriliyor. Kamera sayesinde çıplak gözle görülenden 20 kat daha büyük ve ayrıntılı bir görüntü elde edildiğinden anatomik yapıların daha ince detaylarına kadar görülebilmesi mümkün oluyor.
Ameliyatın türüne göre giriş deliklerinin sayısının ve kesi yeri genişliğinin değiştiğini söyleyen Dr. Raşa, “Genel olarak kesi yeri genişliği 0.5-1 cm arasında değişiyor. Ameliyatın özeliğine göre de açılan delik sayısı dört ya da daha fazla olabiliyor. Ayrıca bazı ameliyatları, el yardımlı laparoskopik cerrahi yöntemle de yapabiliyoruz. Bu nedenle de bir elin karın duvarından içeri girmesini sağlayabilecek 6-7 cm`lik bir kesiye ihtiyacımız oluyor. Ya da bir organın, mesela kalın barsağın dışarı çıkarılabilmesi için normalde kullandığımız giriş deliklerini genişletmemiz gerekiyor. 5-6-7 cm’lik bir kesi ile kalın barsağı ya da müdahale edeceğimiz organı karın duvarından çıkarıyoruz. Ama ameliyat temel olarak küçük deliklerden yapılan bir ameliyat oluyor” diye konuşuyor.
IYI HUYLU PROSTAT BUYUMESI NE DEMEKTIR
İyi Huylu Prostat Büyümesi
Kansere dönüşmez ama idrar zorluğu yapar.
Ayrıca erken belirti verir....
İyi huylu prostat büyümesi sık görülür mü?
Evet. Erkeklerde en sık görülen hastalıklardan biridir. Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar. Genelde 50 yaş sonrasında belirtiler az-çok görülmeye başlar. 60 yaşına gelen 100 erkekten 55'inde görülür. 75 yaşında ise görülme sıklığı yüzde 80-85'tir.
Prostat büyümesi neden olur?
Yaş ilerledikçe erkeklerdeki hormonal değişiklikler sonucu oluşan ve engellenemeyen bir hastalıktır.
Korunmak için neler yapılmalıdır?
Korunmak için kesin bir önlem yoktur. Yemekle, cinsel hayatla, idrar yapma alışkanlığıyla hastalığın görülme oranı veya seyri değişmez.
Prostat büyümesi kansere çevirir mi?
Hayır. Prostat büyümesi kansere dönüşmez ama idrar zorlukları yapar. Prostat büyümesi erken belirti verir. Bu yüzden teşhisi kolaydır. Ama kanser erken belirti vermediği için mutlaka düzenli kontroller yapılmalıdır. Ancak böylece erkenden saptanır ve tedavi edilir.
Prostat büyümesi hapla tedavi edilir mi? Bu hastalık için pek çok ilaç denenmektedir. Bunların bir kısmı bazı kişilerde, diğer bir kısmı ise başkalarında fayda sağlayabilir. Bazen oldukça rahatlatır bazen de fayda etmez. 1-2 aylık ilaç deneme süresi sonrasında bir fikir edinilir. Eğer bir ilaçtan fayda sağlanırsa, bunu çok uzun yıllar kullanmak gerekir.
Günlük hayatta rahatsız olan ama ameliyat istemeyenler ne yapabilir?
Eğer bir hasta ilaç tedavisinden yarar görmüyor ve günlük hayatında sıkıntı çekiyorsa, bir müdahale gerekir. Cerrahi müdahaleden kaçınıldığı durumlarda "Minimal İnvaziv" (az riskli) tedaviler uygulanabilir.
Mikrodalga ile ameliyatsız prostat tedavisi nedir?
Ameliyatsız tedavi seçeneklerinin en etkilisi mikrodalga tedavidir. Narkoz gerektirmez. Ortalama 12 dakika süren bu işlem sırasında, prostat çevresindeki dokular yüksek ısı ile prostat eritilir ve idrar yolu açılır.
Doç. Dr. Deniz ERSEV Üroloji Uzmanı
Kreten Nedir
Belirtileri: Bebek, başlangıçta normale benzemekle beraber, doğru dürüst yemek yemez ve kabızlığa eğilim vardır. Tedavi edilmezse, durum ilerler ve çocuğun görünümünde de kretenliğe özgü değişiklikler belirir: Kreten çocuk, ufak tefek, kalın yapılı, kuru derili ve kaba hatlı olup, dili aşırı büyüktür ve üstünde derin yarıklar vardır. Kretenin zekâ yaşı, bir bebeğinki kadardır.
Hipotiroidi Nedir?
Tiroid bezi az çalışan binlerce insan bu hastalığının farkında olmadan yaşamaktadır. Bu kişilerde yorgunluk, saçlarda dökülme, kilo alma ve depresyon vardır. Özellikle yorgunluk ve halsizlik günlük hayatımızda çoğu zaman çok çalışmaya ve uykusuzluğa bağlandığı için tiroit bezi yetmezliği pek akla gelmez ve atlanır. Özellikle kadınlarda 55 yaşından sonra bu hastalığın sıklığı daha da artar ve her 8-10 kadından birisinde tiroid yetmezliği gelişir. Bazı kadınlar bu belirtilerin menopoza bağlı olduğunu sanarak yorgunluk, halsizlik ve unutkanlık içinde yaşar giderler.
Bazı kişiler ise önceden tiroid ameliyatı geçirmiştir ve günün birinde tiroit hormon yetmezliği gelişebileceğini bilmeden bu şikayetlerle birlikte yaşarlar. Oysa ameliyat geçiren tiroit hastaları veya radyoaktif iyot tedavisi gören kişiler belirli aralıklarla tiroit hormon tetkiklerini yaptırmak zorundadır.
Çok uyuyan, üşüyen, eli yüzü şişen bir kişide de tiroit bezi yetmezliği olabilir. Kilo alımının bir nedeni de tiroit bezinin az çalışmasıdır. Özellikle kilo vermek istediği halde bir türlü zayıflayamayan kadınlarda tiroid bezi az çalışıyor olabilir. Bu kadınlar bir çok diyet yöntemleri uygulamalarına rağmen bir türlü kilo veremezler, ta ki tiroit hormon tetkikleri yapılıncaya kadar.
Sheehan Sendromu Nedir?
Kadınlarda özellikle doğum sırasında meydana gelen aşırı kan kaybından dolayı yorgunluk, halsizlik gibi belirtiler görülebildiğini ancak bu belirtilerin uzun süre devam etmesi halinde “Sheehan Sendromu”ndan şüphelenilebileceğini ifade eden Akarsu, şöyle konuştu:
“Sendrom, kadınlarda doğum sırasında yaşanan aşırı kan kaybı ve bunun sonucunda hipofiz bezine giden kanın azalması sonucu ortaya çıkıyor. Hipofiz bezine giden kanın azalması sonucunda hipofiz bezinde doku kaybı oluşuyor, bu da bezin az çalışmasına ve hormon yetersizliklerine neden oluyor.
Hipofiz bezinin az çalışması sonucunda birçok iç salgı bezinde yeterli hormon üretilemiyor. Ayrıca büyüme hormonu eksikliği de oluşuyor. Sonuçta, yorgunluk, depresyon, adet görememe, uyku problemleri, cinsel isteksizlik gibi belirtiler görülebiliyor. Doğum sonrasında kadınlar genellikle bu sendromun belirtileri olan yorgunluk, adet kanamalarının yeniden başlamamasını doğum sonrası belirtiler olarak görüp doktora başvurmuyor.”
Akarsu, doğum sonrasında sendrom belirtileri görülen kadınların bir endokrinoloji ve metabolizma uzmanına başvurması gerektiğini, yapılan tetkikler sonucunda hipofiz bezinin ne oranda zarar gördüğünün ve buna bağlı olarak hormon dengesinin ne oranda bozulduğunun tespit edilebileceğini ifade etti.
Sheehan Sendromu tespit edilen hastalara hipofiz bezinin salgılamadığı hormonların dışarıdan ilaç yoluyla verildiğini ve bu şekilde şikayetlerin ortadan kaldırılabildiğini anlatan Prof. Dr. Akarsu, bu hastalıkta ortaya çıkabilen kortizol, tiroid hormonu ve hipofiz bezinin salgıladığı büyüme hormonu eksikliğinin tedavi edilmesinin önemli olduğunu vurguladı.
Hipofiz Bezi Pitüiter Bez
tabanında sellar çukurda (sella turcica) yer alan ve sella diafram ile çevrelenmiş endokrin görevleri olan bir yapıdır.Cücelik
Melatonin Nedir
Melatonin bir tür etanoamiddir. IUPAC isimlendirmesine göre adı N-[2-(5-methoxy-1H-indol-3-yl)ethyl] 'dir.
Melatonin, kişiden kişiye değişse de yaklaşık olarak 23:00 ile 05:00 saatleri arasında salgılanan bir hormondur. Hormonun temel görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamak. Jetlag sendromu denen hadisenin sebebi de bu hormon. Hormon diğer antioksidan tesirleri de güçlendiriyor, kanserli hücrelere karşı koruma sağlıyor, üreme sistemiyle bağlantısından tutun da yorgunluk, isteksizlik gibi durumların nedenlenlerini de oluşturabiliyor. Şu anda, yaşlanmayı geciktirici etkisinden dolayı da bu hormonun üzerinde önemle durulmaktadır. Can alıcı noktalardan biri, hormonun çocuklar üzerindeki tesiridir. Avrupa'da lösemili ve kanserli çocuk sayısının artmasından ötürü yapılan araştırmalar sonucunda ailelerden istenen bir husus da, çocukların kesinlikle karanlıkta yatırılması, çünkü melatoninin güçlü biçimde salgılanmasının kanserden koruyucu etkisi olduğu biliniyor. Ancak bu hormon ışığa duyarlı. Deneylerde, uyuyan kişinin hormon salgısı izlenirken, ışık açıldığında hormonun azaldığı, karanlıkta ise yoğun biçimde salgılandığı tespit edilmiş. Bilimsel bir gerçek.
immun Sistem Nedir
İmmun Sistem Ne Denektir : Bağışıklık sistemi demektir ve bir canlıdaki hastalıklara karşı koruma yapan, patojenleri ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok eden işleyişlerin toplamıdır. Sistem, canlı vücudunda geniş bir çeşitlilikte, virüslerden parazitik solucanlara, vücuda giren veya vücutla temasta bulunan her yabancı maddeye kadar tarama yapar ve onları, canlının sağlıklı vücut hücrelerinden ve dokularından ayırt eder.Sakarin Nedir?
Temel maddesi benzoik sülfinit olan sakarin, sakarozdan daha tatlı olup, izne bağlı olarak içki, şekerleme, ilaç ve diş macunu gibi ürünlerde tat vermek için kullanılır. Raf ömrü gıda maddelerinde 6 ay gibi kısayken, ilaçlarda 2 yıl kadardır. Çay şekerinden yaklaşık 500 kat daha fazla tatlandırıcı özelliğe sahip olan sakarin, herhangi bir besin değeri taşımamaktadır. Özellikle şeker hastaları ve kilo almaktan çekinenlerin, çay, kahve gibi içeceklerde tercih ettiği sakarinin kanserojen olup olmadığı uzun süre tartışılmış fakat ıspatlanamamıştır.
ASPARTAM Nedir?
Aflatoksin Nedir
sırasında tahıla bulaşıp çoğalabilir. En az yüzde 7 rutubet ve yüksek sıcaklıkta bitkiler için zararlıdır. Tahıl(pirinç, mısır, buğday, ince ve süpürge darı); yağkökü (pamuk, soya fasülyesi, yer fıstığı, ayçiçeği); baharat(kırmızı biber, kara biber, kişniş, zerdeçal, zencefil) ve kuruyemiş(badem, antep fıstığı, ceviz, hindistan cevizi, brezilya cevizi) sıklıkla etkilenenlerdir. Bunlarla beslenen hayvanların sütünde de aynı zehire rastlanabilir.Yüksek doza maruz kalma nedeniyle HCC tipi Karaciğer kanseri yapabilir. Hiçbir canlı türünün bu zehire direnci yoktur; ama insanda ani zehirlenmeler nadirdir. Uzun vadede zehire maruz kalmak ani zehirlenmeye göre daha iyi tabloya sahiptir.
KEMOTERAPI NEDIR
Kemoterapinin kelime anlamı “ilaçla” tedavidir. Bu tedavinin amacı, vücutta istenmeyen hücrelerin yok edilmesi veya kontrol altına alınmasıdır.
Kemoterapi, tedavide tek başına kullanılabileceği gibi radyoterapi ile birlikte, ameliyattan önce veya sonra uygulanabilmektedir. Kemoterapötik ilaç olarak birçok değişik ajan kullanılmaktadır. Sizin tedavinizde tek bir ilaç kullanılabileceği gibi birkaç ilaç birarada kullanılabilir. Her hastanın tedavisi bazı bilinen kemoterapi protokollerine göre planlansa da hastaya ve hastalığa göre değişiklikler gerekebilir. Tedavi planınız doktorunuz tarafından ayrıntılı olarak açıklanacaktır.
İLAÇLAR NASIL ETKİ EDER?
Kemoterapötik ilaçların hemen hepsi kart yoluyla vücuda dağılır ve istenmeyen hücrelerin bölünüp çoğalmalarını engeller. Hücrelerin yok edilmesi her ilaç grubunda farklı yollarla olmakla beraber bütün kemoterapötikler bu hücrelere zarar verir.
Kemoterapötik ilaçlar zararlı hücreleri öldürürken vücudun normal hücrelerini de etkileyebilir. Bu durum, çoğunlukla geçici olan yan etkilere neden olabilir. Kemoterapötik ilaçlardan en çok etkilenen “normal hücreler” en hızlı bölünenlerdir (saç dibi, mide barsak sistemi, kemik iliği hücreleri). Ancak bu hücrelerin etkileme düzeyi ilaçlara ve kişiye göre değişiklik gösterir. Aynı ilaç ve dozu alan hastalar arasında bile farklılık gözlenir. Bazı bireyler hiçbir yan etki olmadan tedaviyi tamamlayabilirler.
KEMOTERAPİ NASIL VERİLİR?
Kemoterapötik ilaçlar genellikle üç yolla verilir:
1. Ağızdan tablet, kapsül şeklinde,
2. Kas içine veya cilt altına enjeksiyon teklinde,
3. Damar yoluyla pute veya infüzyon teklindedir.
Genellikle bu üç yol kullanılabildiği gibi bölgesel ilaç uygulaması da yapılabilmektedir. Böyle bir durumda size açıklama yapılacaktır.
Birçok kemoterapötik ilaç, sindirim yoluyla emilemediğinden kemoterapi için damar yolu tercih edilmektedir. Damar yoluyla verilen ilaçlar dolaşıma hemen katıldığı için etkileri çabuk olmaktadır. Bazen kemoterapi sırasında iki veya üç yol birlikte kullanılabilmektedir, örneğin damar yolu ile birlikte ağızdan ilaç verilmesi.
Eksternal Radyoterapi Nedir
Radyoterapinin en sık kullanılan şeklidir. Yüksek enerjili ışınlar tümör ve çevresindeki dokulara doğrudan gönderilir.
Internal Radyoterapi Nedir
RADYOTERAPI NEDIR
Radyoterapi, kanserli hastaların tedavisinde en
etkili yöntemlerden biridir. Basitçe ifade edersek, radyoterapi tümörlere tedavi amacıyla yüksek enerjili ışın uygulamasıdır. Radyoterapi yalnızca kötü huylu tümörlere değil bazen iyi huylu tümörlere de uygulanabilir.